Bazen yapmadıklarımız, yaptıklarımızdan daha büyük alanı aydınlatır...
- Figen Denli
- 27 Oca 2018
- 2 dakikada okunur
Biz küçükken cenazemiz olduğunda günlerce televizyon açılmazdı evde. Radyo, haberlerin ardından müzik yayınına geçtiğinde bir sonraki haber saatine dek mütemadiyen kapatılırdı. Odadan odaya geçerken bile neşeli aile bireyine rastlamazdık en az bir hafta. İçten içe hissetmeye ve anlamaya devam ederdik acımızı. Anmaya devam ederdik kaybımızı. İçimiz burkulurdu, ruhumuz büzülürdü. Kırgın olan varsa yüreklerinde aynı yükü taşıdığı için unutuverirdi kırgınlığını o anda. Gözyaşları, geride kalanlar birbirine sarıldıkça kururdu zamanla…
Biz küçükken kimse unutmazdı sıralı ölümün bile ardında kalan büyük boşluğu. Çocukluğumuz bile o boşluğu oyun bahçesi olarak kullanmazdı. Çocukluğumuz bile sahip çıkardı ortak matemimize. Hiç bir şey olmamış gibi devam edemezdik hayatımıza. Bir eksiliş bile sayıca üstün gelirdi hepimize. Yarım kalırdık. Birer birer yarım kalırdık.
Biz küçükken, her yeni kayıpta en başa döner, her birini aynı anda gitmişçesine yeniden uğurlardık. Dualarımız onlara yetecek olsa da bize yetmezdi. Ellerimiz yüzümüze değdikten sonra avuçlarımız kuru halde yanımıza inmezdi. Üstümüze silerdik gözyaşlarımızı. Hissetmeye devam ederdik. Derinden…
Derimizden hücrelerimize kadar hissetmeye devam ederdik gölgesinden mahrum kaldığımız çınarları. Her konuda etkili bir ilaç olmayan zamanın ardından, savrulurken farkederdik aslında bizi fırtınadan koruyan birer dağ olduklarını… Yaslanamayacağımızı anladığımız an, us’landık. Büyüdükçe, küçüklerimize birer dağ, birer çınar görevi gördük. Çünkü biz küçükken büyüklerimizden böyle gördük.
Biz küçükken o çınarlar bize, insanlığın her şeyden önce geldiğini öğrettiler.
Büyüdükçe anladık ki akranlarımızın ebeveynleri için öncelik sırası farklıymış... Anladık ki farklılıklarda gereken saygı ve hoşgörü, hiçbir din, hiçbir ideoloji tarafından sergilenemiyormuş. Anladık ki insan olmanın önünde tutulan ne varsa, birimizden birimize küçük yaşta öğretiliyormuş...
Daha da büyüdükçe anladık ki; sebepleri kıyasa açık olmayan bu dengesizliği geriye yönelik tartmak veya kurcalamak, farklılıkları birarada bulundurduğu için güzel olan bu varoluşu kavramayı insan zihni için imkansız hale getirebiliyor. Herhangi bir dini, dili, yaşayış biçimini her yaşta öğrenip sindirmek mümkünken, insanlık temel eğitim değilse, sonradan öğrenmesi de sindirilmesi de çok zor oluyor. Ne mutlu ki imkansız değil.
Herhangi bir konuda elimizden geleni yaptığımızı düşünmeden önce, elimizden daha fazla neler gelebileceğini düşünmemiz için gereken ayrıcalıklı bir hediyeye sahibiz bitkilere kıyasla. İbret olmakla örnek olmak arasındaki farkı, beynimizle kalbimizin ortak çalışması sonucundaki davranış ve eylemlerle sergileyebiliyoruz sonuçta.
Bunun dışında ilk 6 ay anne sütü çok önemli. Sevginin gelişimi için, bedenin gelişimi için, bireyin gelişimi için ve insanlığı gelişimi için.
Son olarak şunun dışında bir şey yapmasak da, kendimize, insanlığa ve dünyaya katkımız büyük olacak: “Kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyi, başkasına yapmamak.” Diğer bir deyişle: “Bize yapıldığında beğenmediğimiz, bizi üzen hiçbir şeyi, bir başkasına yapmamak!”
Bazen yapmadıklarımız, yaptıklarımızdan daha büyük alanı aydınlatır.
figen denli / 2016








Yorumlar