top of page

(K)avun

hayalinin bile geliş gidiş zamanları var

misafir sevmesem açmayabilirim kapıyı…

fakat gidebileceği sonsuz yer varken

dünyama gelen misafir

hayal de olsa ağırlanmaz mı?


haberin yoktur, geliyor…

bi’ufak rakı açıyorum

peynirin yanında kavun yoksa

sanki ikramım da boşa gidiyor…

kendime benzetiyorum o eksikliği


rakının sevdiği müzikleri çalıyorum tabi

vuslattan hasrete geçiş yapıyorlar…

öyle yakıştırıyorlar ki ortamı üzerime

içmekten başka seçenek bırakmıyorlar…

rakı-peynir ve hayalin tepkisiz kalınca,

seyrin de sefersiz olunca;

altında kaldığım yokluğu

o olmayan kavun gibi

yediremiyorum kendime…


böyle kaçırıyorum ayarımı işte,

her seferinde kahveyi köpüklü yapabilecek kadar…

sonra kapatıyorum bitmiş fincanımı,

“belki” diyorum, belirir olmayacaklar…

belki misafir üstüne misafir gelir,

öyle uygun ki gece;

sanki bir tek kavun habersiz yokluğundan…


sense

kadehimde övünüyorsun rakıyla uyumundan ve

duble geçmeye kalkışıyorsun ya boğazımdan

bilmiyorsun bile, susuz, buzsuz, 

tek içtiğimi…


belirdi olmayacaklar

baktım fincanıma

gün doğmak üzere…

anlatsam inanmayacak “neyin var” diyen bile…

“hiçbir şeyim yok” diyeceğim “mutlu olma mecburiyetimden başka”


seni merak edene anlatmaya çalışırsam

üç beş cümleden başka anı olmayışına tosluyorum

o sırada hayalin de gitmiş oluyor

bu yüzden izin veriyorum "neyin var" denmesine

ve zaten ben olan bir başkasının da

ara sıra seni merak edebilmesine…


gerisini tahmin etmişsindir

baştan başlıyor,


figen denli



 
 
 

Yorumlar


bottom of page