top of page

Yalnızlığın gösteriş direnişçiliği..

Güncelleme tarihi: 20 Mar 2018


Kapitalizm; reklam devreye girmedikçe duyguya dokunamaz, duyguyu nakite dönüştüremez. Kitlelere ulaşıp sömüremez, alt beyine işleyemez. Reklamcılık tam da bu noktada; sistemin, önce susatma, sonra su satma sanatıdır. Ve reklama dayalı bütün modeller, insan psikolojisi hızında değişip dönüşmek zorunda olduğunun, değiştirip dönüştürmek zorunda olduğunun farkındadır. Tıpkı bir dalganın; vurduğu kıyıda, kuma çizili olan şekli yok edip geriye çekilmesi gibi.

Üzerimize yeni bir dalga geldi bu kez hepimiz çocuk olduk. Şirin olduk, şirine olduk, şeker kız, temel reis... neler neler olduk. Profillerimizi bir anda pedofillerin protestosu için doldurduk. Düşünmedik. Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşüren fikirleri, kapitalizmin kendisi çıkarmazsa ana sorunun sahipleri çıkarır. Hemen her durumda duygularımız ağır basar. Dev aynayla gözümüze güneş yansıtılır, kamaşırız. Sürü psikolojisiyiz ki bize sadece ilk hareket edenin peşine şuursuzca takılmak düşer. Düştük.. Düşünmedik!..

Hadiselerden anında beslenmesini bilenler, her zaman işaret parmaklarıyla gösterir yapmamız gerekenleri. Bizzat bizim duygularımızı kullanırlar. Nasılsa bizler follow ederiz.. bizler forward ederiz.. Bizler "share" haliyiz.. Bizler sadece bizden istenilenler arasından bizim de istediğimizi seçerek gruplaşan tekilleriz..

Çağ, farklı savaşların çağı.. Gerçek direnişçiler yerine sanal gösterişçiler çağı. Bu yüzden mi gösterişe daldık? 

Hayır. Bizler yalnızız! 

Acaip bir yalnızlık bu. Yalnızlaştırıldığımız bir uyku hali. 

Uyandığımızda kimseyi bulamayacağımız bir yalnızlık. Kan aranınca duvardan duvara dolaştırıp sorumluluk gösterişimizi tamamlayacak kadar yalnızız. Lösemili çocuklara, kanserle mücadeleye, iç-dış teröre, daha bir çok şeye dair dilsiziz. Vah vah yazıyoruz, çok çok kızıyoruz, şiddetle kınıyoruz, koltuğumuzdan postalıyoruz. "Share" haliyiz diyelim. Hani paylaşıyoruz ya... 

Paylaşıyor muyuz!? Yüzünü mü gördük? Sesini mi duyduk? Acı mıydı, tatlı mıydı bakışı? Omuz omuza mı verdik? Bir sorunu mu çözdük? Hayır. Share (şer) bu. Neyi "paylaştık"?... Paylaşmanın sözlük anlamına saygımız olmalı..

Bizler gerçek protestocuların çocuklarıydık. Çocuk olarak kaldık.

Şimdi de çocuk sürüsüyüz. Uyutmayan sağlık sorunlarının sahipleri değiliz. Unutulmayan mağduriyetlerin ebeveynleri değiliz. Bizler ortak dertte, tek vücut olup savaşabilen direnişçiler de değiliz. Bizler ülkede olup bitenlerin bekçileri bile değiliz.

Bizler sorumluluk gösterişçileriyiz.. "Hayvanlarla gerçek insanlar arasındaki kayıp halka çok büyük ihtimalle biziz!"


figen denli


ree

 
 
 

Yorumlar


bottom of page